Stefan Zweig

Sahaf Mendel – Bir Kadının Yirmi Dört Saati

Savaşların tarumar ettiği Avrupa’dan kaçarak ölüme sığınan Stefan Zweig, “Kitaplar, insanları ölümden sonra da birleştiren ve bizi, unutmaya, hayatın bu en büyük düşmanına karşı koruyan biricik araçtır”, diye yazmış. Bu kitapta onun iki başyapıtını bir arada bulacaksınız: “Sahaf Mendel” ve “Bir Kadının Yirmi Dört Saati”.
Tüm hazinesi kitap sevgisi ve bilgisinden ibaret, eski sahaf neslinin son bireyi Mendel’in göz yaşartıcı öyküsü, savaşın kültüre barbarca saldırısını anlatıyor. “Bir Kadının Yirmi Dört Saati” ise, kumarhaneler kenti Monte Carlo’da geçen ve tam üç kez filme alınan benzersiz bir aşk ve tutku anlatısı.
Yordam Kitap, Avrupa’nın 20. yüzyılda yetiştirdiği en büyük yazarlardan Stefan Zweig’ın en önemli yapıtlarından oluşan seçkiyi okurlarına kıvançla sunuyor. Behçet Necatigil, Tahsin Yücel, Salâh Birsel, Hamdi Varoğlu, Ali Avni Öneş, Deniz Banoğlu gibi usta edebiyatçı çevirmenlerimizin yarattığı dil lezzetiyle…
155 printed pages
Translator
Hamdi Varoğlu

Impressions

    muratcinarsoyshared an impression3 years ago
    👍Worth reading
    🔮Hidden Depths
    💡Learnt A Lot

    Büyük bir ustanın kahramana değil tutkunun şahidine tutkunun gücünü anlattırması tutkunun kendisinin anlatılmasının aslında ne kadar zor olduğunun birinci elden kanıtı olduğunu düşünmemek elde değil.

    ytrnuranshared an impression2 years ago
    👍Worth reading
    💧Soppy

Quotes

    muratcinarsoyhas quoted3 years ago
    Ve gösterişli havalarla; ruh, fikir, his, acı dediğimiz şeylerin, ne kadar zayıf, alçak ve korkak bir şey olduğunu, tekrar, korku duyarak hissediyorum; çünkü bütün bunlar, en taşkın hale geldikleri zaman bile, acı çeken bedeni, işkence içindeki teni tamamen parçalamaya yeterli olamıyorlar; çünkü öleceğimiz ve yıldırım çarpmış bir ağaç gibi devrileceğimiz yerde, her şeye karşın kan, dolaşımını sürdürüyor ve böyle anlardan sonra gene yaşamda kalıyoruz.
    muratcinarsoyhas quoted3 years ago
    O genç adam o zaman beni yakalasaydı, peşinden gelmemi isteseydi, dünyanın öbür ucuna kadar giderdim; kendi ismimi de, çocuklarımın ismini de kirletirdim... Ötekinin berikinin öğütlerine ve vicdanımın mantığına karşı boş vermiş, tıpkı, şu Madam Henriette’in, bir gün evveline gelinceye kadar tanımadığı o genç Fransız’la kaçması gibi, ben de onunla kaçardım... Ne gittiğim yeri ne de ne kadar zaman için gittiğimi sorardım; arkama, geçmişteki yaşamıma bir tek defa bile bakmazdım... Paramı, ismimi, servetimi, onurumu bu adama feda ederdim. Dilencilik bile ederdim ve belki de, yeryüzünde, onun bana yaptıramayacağı bayağılık kalmazdı. İnsanların, kendi aralarında, namus ve utanma dedikleri her şeyi unuturdum; bana doğru ilerlemiş olsaydı, bir tek söz söylemiş veya bir tek adım atmış olsaydı, beni kendine çekmeye girişseydi, o anda mahvolmuş ve ona sonsuza dek bağlanmış bulunacaktım.
    muratcinarsoyhas quoted3 years ago
    um. O zaman bana o kadar acı veren şey düş kırıklığıydı... Bu gencin, benim yanımda kalmak, beni alıkoymak için hiçbir girişimde bulunmadan öyle uslu uslu gittiğini... Beni şiddetle kendisine çekeceği yerde, onu oradan uzaklaşmaya davet eden ilk sözüme, boynu bükük ve saygılı itaat ettiğini görmekten... Beni, sadece, yoluna çıkmış bir mübarek kadın gibi kutsadığını... Kadınlığımı hissetmediğini görmekten ileri gelen düş kırıklığı.

On the bookshelves

    ahmedoffelvin99361
    Stefan Zweig
    • 31
    • 12
    Harley QUİNN WOLVES
    OKUNMASI GEREKEN KİTAPLAR...
    • 15
    • 1
    Selin Hakyemez
    Selin
    • 50
    Kadrıye Kabo
    Aa
    • 6
    Can Celik
    Zweig
    • 6
fb2epub
Drag & drop your files (not more than 5 at once)