Fyodor Dostoyevski

Karamazov Kardeşler

Dostoyevski'nin başyapıtı kabul edilen Karamazov Kardeşler, evrensel çapta yankı uyandırmış, birçok bilim insanını, düşünürü ve edebiyatçıyı etkilemiş bir romandır. Einstein, romanın yazın dünyasındaki en büyük başarılardan biri olduğunu söylerken; Sigmund Freud, kendisini doruk noktasına bu romanla çıkaran Dostoyevski'nin edebi anlamda Shakespeare'nin hemen yanıbaşında olduğunu belirtir.
Karamazov Kardeşler, görünürde bir baba ve üç oğlunun ilişkisi üzerine kurulu gibi görünse de arka planında ihtirası, para hırsını, iyiliği, inanç ve inançsızlığı irdeleyen ve insan ruhunun en karmaşık duygularına dair ipuçları veren oldukça sarsıcı bir romandır.
(Tanıtım Bülteninden)
1,081 printed pages

Impressions

    sedefkoksal3shared an impressionlast year

    İçinde felsefi, sosyolojik, psikolojik her türlü içeriği barındıran muhteşem bir eserdi.

    Evrim Kayashared an impression4 years ago
    😄LOLZ

    Çok kullanışlı kolayca ulaşabilmek bu hızımızda bize su serper gibi çok başarılı buldum

    MEVLÜT Durmazshared an impressionlast year
    👍Worth reading

Quotes

    Mehmet Yenginhas quoted2 years ago
    Alyoşa’da herkesten daha gerçekçi bir yaradılış görüyordum. Kuşkusuz manastırdayken mucizelere tümüyle inanıyordu ama, bence, mucize gerçekçide hiçbir kaygı uyandırmaz. Gerçekçide iman uyandıran mucize değildir. Gerçekçi, zındıklık yolunu tutmuşsa, bir mucize görse bile kendinde buna inanmamasını sağlayacak güç ve yeteneği bulur. Mucize yadsınamaz durumda bile olsa boyun eğmez; duygularına sırt çevirir. Kabule yanaştığında ise bunu mucize saymaz, şimdiye kadar bilmediği bir olay olarak görür. Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz; iman, mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekçiliğinin zorunluluğu olarak mucize olanağını da kabul etmek zorundadır. Havari Thomas, görmeden inanmayacağını söylemiş, gördükten sonra, “‘Rabbimsin, Tanrımsın!” demişti. İnanmasının nedeni mucize miydi? Herhalde değil; inanmak istediği için inanmıştı. Hatta belki, “Görmeden inanmayacağım,” dediği zaman bile varlığının en saklı köşesinde tümüyle iman etmişti.
    entriolhas quoted4 years ago
    “Size gerçek, gerçeğin ta kendisi olarak
    diyorum ki: toprağa düşen bir buğday
    tanesi yok olmazsa, yalnızca bir buğday
    tanesiolarak kalır; ama yok olursa,
    o zaman bereketli ürün doğurur.”
    (İncil, Yohanna’dan XII. Bap, 24)
    b4955922881has quoted20 days ago
    İlkin, kendi kendinize yalan söylemeyin. Kendi kendine yalan söyleyip yalanını ciddiye alan insan sonunda ne kendinde ne de etrafta gerçeği seçemez olur, böylece hem kendisine hem başkalarına saygısızlık eder. Saygının olmadığı yerde sevgi de kaybolmaya başlar. Bunun boşluğunu doldurmak, gönül eğlendirmek için kendini çeşitli ihtiraslara, kaba zevklere bırakır, ahlâksızlığını hayvanlığa vardırır; bütün bunlar durup dinlenmeden kendisine ve etrafına yalan söylemesinden doğmaktadır. Kendi kendine yalan söyleyen herkesten önce alınır. Bazen alınmak pek tatlı gelir, değil mi? İnsan, kimseden kötülük görmediğini, kırgınlığı kafasından uydurup, lâf olsun diye, sırf sahne yaratmak için yalana sarılarak pireyi deve yaptığını bildiği halde surat asar, büyük bir zevkle gücenir ve bunu gerçek nefrete kadar da götürür...

On the bookshelves

    Holiday Forfun
    PULSUZ OXU
    • 421
    • 213
    Nurcan Rzayeva Qurbanlı
    Türkcə kitablar
    • 555
    • 103
    Mürvet Alkış
    Klasikler
    • 63
    • 31
    şəms.
    Klassika
    • 339
    • 13
fb2epub
Drag & drop your files (not more than 5 at once)